Merakla takip edilen bu gelişmede, Marbaş Menkul değerler’in raporunda şu ifadelere yer verildi:.
Marbaş Menkul değerler’in raporunda şu ifadelere yer verildi:
”İç tarafta, cuma günü oran 0,23 düşüşle 12.698 seviyesinden kapanan endekste, hafta sonu gelen gelişmelerin satıcılı seyri devam ettirme potansiyeli taşıdığını düşünmekteyiz. Husilerin savaşa dahil olmasıyla çatışma alanının genişlemesi, Brent petrolün artmaya devam etmesi ve Trump’ın İran petrolünü ele geçirme açıklamaları, jeopolitik haber akışının dinmediğini ve güvensizlik iştahındaki temkinli duruşun sürdüğünü gösteriyor. Endeksin 13.000 altında kalmaya devam etmesi teknik görünümdeki zayıflığı koruduğuna işaret ederken, son günlerdeki toparlanma girişimlerinin sınırlı kalması, yatırımcıların halihazırdaki konjonktürde yukarı yönlü pozisyon almaya isteksiz olduğunu gösteriyor. Bu hafta sonu gündemde yer alan BlackRock CEO’su Larry Fink’in Türkiye ziyaretinin yatırımcı ilgisi açısından önemli bir süreç olduğunu not etmekle müşterek olarak, güncel jeopolitik ortamda fiyatlamalar üzerindeki etkisinin görece sınırlı kalabileceğini düşünüyoruz. Teknik tarafta 12.650 seviyesinin kısa vadeli katkı olarak çalışmaya devam ettiğini, bu seviyenin kırılması halinde 12.400 bölgesinin gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
Haberin Arka Planı
ABD piyasalarında art arda beşinci haftalık kayıpla Dow’un da düzeltme bölgesine girmesiyle güvensizlik iştahındaki bozulmanın derinleştiğini görüyoruz. İran destekli Husi militanlarının savaşa dahil olmasıyla çatışmanın Yemen’e yayıldığını ve Brent petrolün 116 dolara sıçramasıyla arz krizinin yeni bir boyut kazandığını takip ediyoruz. Husilerin Suudi Arabistan’ın alternatif ihracat limanı Yanbu ve Kızıldeniz geçişini tehdit edebilecek kapasitede olması, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz sıkışıklığını daha da derinleştirme riski taşıyor. Trump’ın İran’ın taleplerin çoğunu kabul ettiğini iddia etmesine rağmen Tahran’ın şartları resmen reddetmesi diyalog sürecinin kilitlendiğini gösterirken, aynı gün İran’ın petrol kaynaklarını ele geçirme ve Kharg Adası işgali açıklamaları tansiyonu yükselten unsurlar olarak öne çıkıyor. Teknoloji tarafında Muhteşem Yedili hisselerinin haftalık 850 milyar dolar değer kaybettiğini izlerken, bu hafta JOLTS, ADP istihdamı ve Tarım Dışı İstihdam raporunu çok değerli veriler olarak takip edeceğiz. Özetle, çatışma alanının genişlemesi ve enerji arzındaki risklerin tırmanmasının piyasalar üzerindeki baskıyı ağırlaştırmaya devam ettiğini düşünüyoruz.
Konuyu Şekillendiren Faktörler
Asya-Pasifik piyasaları enerji arz şokunun gölgesinde zayıf bir görünüm sergilerken, Hürmüz Boğazı kaynaklı petrol arz riskinin fiyatlanmaya başlaması bölge genelinde endişe iştahını baskıladı. Uluslararası Enerji Ajansı tarafından stratejik rezervlerin devreye alınmasına yönelik ivedi petrol müdahalesi kısa vadeli rahatlama sağlasa da piyasalarda temkinli duruş korunurken, aynı dönemde Çin’de açıklanan sanayi kârlarındaki etkin artış, ülkenin bölge genelinden pozitif ayrışmasına olanak sağladı. Zayıf piyasa beklentilerinin ardından Asya borsalarında sert satışlar görülürken, enerji maliyetleri ve büyüme endişeleri fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya kesintisiz ilerledi. Buna ek olarak Japonya tarafında yenin değer kaybına karşı müdahale tehditlerinin artırılması, döviz piyasalarında oynaklığı yükselterek bölge genelinde güvensizlik algısını daha da kırılgan hale getirdi.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Avrupa ekonomisi enerji krizi kaynaklı çok boyutlu bir baskı altına girerken, petrol fiyatlarında görülen sert yükselişin enflasyonist etkileri belirgin şekilde hissedilmeye başlandı. Mart ayında petrolün pay 50’nin üzerinde değer kazanması bölge genelinde fiyat baskılarını artırırken, faiz artışı beklentilerini güçlendirerek Avrupa Merkez Bankası üzerindeki tutum baskısını belirgin şekilde artırıyor. ECB yetkililerinden François Villeroy de Galhau, enerji fiyatlarının enflasyonu yukarı yönlü beslediğini vurgulayarak gerektiğinde müdahaleye hazır olduklarını dile getirdi. Piyasalarda 2026 yılına yönelik faiz indirimi beklentilerinin yerini yeniden sıkılaşma fiyatlamasının aldığı görülüyor. Diğer taraftan dünya genelinde enerji krizinin derinleşmesi Avrupa büyüme görünümünü zayıflatırken, artan petrol maliyetleri resesyon riskini yeniden gündeme taşıyor. AB içinde karbon piyasası (ETS) mekanizmasına yönelik tartışmalar hız kazanırken, her şeyden daha önce artmış enerji maliyetlerinden etkilenen bazı ülkelerin sistemi gevşetme yönünde baskı yaptığını görüyoruz. Genel resimde Avrupa, enerji arz şokunun tetiklediği enflasyon artışı ile büyüme kaybı arasında sıkışırken, piyasalarda stagflasyon teması giderek daha etkin fiyatlanıyor.
Emtialarda, Husilerin savaşa dahil olmasıyla Brent petrolün yükselişini sürdürdüğünü ve Hürmüz Boğazı’na ek olarak Kızıldeniz güzergahının da tehdit altına girmesiyle arz endişelerinin yeni bir boyut kazandığını görmekteyiz. Altında ise dip arayışının devam ettiğini, savaşın güvenli liman talebi yerine enflasyon kanalı üzerinden faiz beklentilerini yukarı çekerek baskıyı sürdürdüğünü takip ediyoruz.
Ekonomik takvimde iç tarafta Ekonomik Güven Endeksi takip edilecek. Evrensel tarafta Almanya’da enflasyon verisinin ardından ABD’de FED Başkanı Powell konuşacak.”.
Söz konusu gelişmenin etkileri değerlendirilmeye devam ediyor.


