Kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu haberde, Geçtiğimiz günlerde Cannes’da düzenlenen MIPIM fuarında küresel gayrimenkul sektörünün ana gündemlerinden birinin Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler olduğunu belirten Hakan Bucak, yatırımcı algısında.
Geçtiğimiz günlerde Cannes’da düzenlenen MIPIM fuarında uluslararası gayrimenkul sektörünün ana gündemlerinden birinin Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler olduğunu belirten Hakan Bucak, yatırımcı algısında kritik bir kırılma yaşandığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugüne kadar güvenli liman olarak konumlanan Körfez ülkeleri açısından var olan jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizlik, yatırımcıların tehlike algısını yeniden şekillendiriyor. Gayrimenkul piyasaları yalnızca arz ve gereksinim dengesiyle değil, güvenlik ve öngörülebilirlik algısıyla şekillenir. Bu noktada yatırımcılar artık yalnızca getiriye değil, risklerin ne kadar yönetilebilir ve öngörülebilir olduğuna da bakıyor. MIPIM’de ortaya çıkan genel tablo da bu dönüşümü net bir şekilde ortaya koyuyor.”.
Türkiye’nin öngörülebilir tehlike yapısı öne çıkıyor.
Türkiye’nin jeopolitik olarak zorlu bir coğrafyada bulunmasına rağmen yatırımcı açısından daha dengeli bir endişe profili sunduğunu vurgulayan Bucak, sözlerine şöyle sürdürmeye devam etti: .
Konunun Ayrıntıları
“Türkiye bulunduğu coğrafya itibarıyla çeşitli jeopolitik riskler barındırıyor. Ne var ki burada kilit olan, bu risklerin yatırımcı tarafından ne kadar okunabilir ve yönetilebilir olduğudur. Türkiye’deki risklerin daha öngörülebilir bir yapıya sahip olması, yatırımcı açısından kritik bir avantaj yaratıyor. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin uluslararası yatırımcı için daha dengeli ve yönetilebilir bir pazar sunduğunu görüyoruz. Bu çerçevede Türkiye, global gayrimenkul yatırımcısı için yeni bir güvenli liman haline geliyor.
Buna ek olarak, global yatırımcı kadar yerli yatırımcının da Türkiye gayrimenkul pazarına ilgisinin artabileceğini öngörüyoruz. Türkiye’deki yatırımcıların yurt dışında en fazla yöneldiği pazarlardan biri uzun süredir Dubai olurken, süregelen jeopolitik gelişmeler bu tercihlerde yeniden bir denge arayışını beraberinde getirebilir. Bu süreçte yurt dışında gayrimenkul yatırımı yapan yerli yatırımcının da portföyünü iç pazardaki fırsatlara kaydırması ilgili olabilir.”.
Neden Önemli?
Sağlam temelli inşaat ekosistemi ve iş gücü avantajı.
Türkiye’nin sahip olduğu üretim kapasitesinin referans aktarımı kararlarında belirleyici olduğunu belirten Bucak, sektörün yapısal gücüne ilişkin şu ifadeleri kullandı:
Bundan Sonra Ne Olacak?
“Türkiye’nin en değerli avantajlarından biri gelişmiş inşaat sektörü ve bu alandaki nitelikli iş gücü. Uzun yıllara dayanan tecrübe, sağlam müteahhitlik altyapısı ve geniş tedarik zinciri sayesinde Türkiye, büyük ölçekli projeleri çabuk ve kaliteli şekilde hayata geçirebilen bir ülke konumunda. Bu tablo tek başına yerel pazar için değil, uluslararası yatırımcı açısından da belirleyici bir güven unsuru oluşturuyor.”.
Yeni dönemde otorite tahsisi tercihlerinde Türkiye öne çıkabilir.
Önümüzdeki dönemde yatırımcı davranışlarının daha temkinli ama daha stratejik olacağını ifade eden Bucak, Türkiye’nin bu yeni denklemde daha fazla ağırlık kazanabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Önümüzdeki süreçte global gayrimenkul yatırımlarında daha seçici ve daha temkinli bir yaklaşım göreceğiz. Sermaye artık daha fazla analiz eden, riskleri daha detaylı değerlendiren ve güvenlik algısını merkeze alan bir hareket tarzı benimseyecek. Türkiye; öngörülebilir tehdit yapısı, etkin üretim kapasitesi ve dinamik iç pazarıyla bu yeni dönemde yatırımcıların radarında daha üst sıralara çıkacaktır.”.
Söz konusu gelişmenin etkileri değerlendirilmeye devam ediyor.


