Tüm gözlerin çevrildiği bu gelişmede, Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu bağlamında Çanakkale’de gerçekleştirilen UBK Marmara Bölge Çalıştayı’nda konuşan UBK Başkanı Gürel, “Türk basınında en büyük eksiklik,.
Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu bağlamında Çanakkale’de gerçekleştirilen UBK Marmara Bölge Çalıştayı’nda konuşan UBK Başkanı Gürel, “Türk basınında en büyük eksiklik, günümüz şartlarına uygun bir medya meslek yasası ve bir medya meslek birliği olmayışıdır” aktardı.
ÇANAKKALE (İGFA) – Çanakkale’de düzenlenen çalıştayda, gazetecilik mesleğini yasal güvenceye kavuşturacak Medya Meslek Birliği’nin kurulması için köklü bir adım atıldı.
Çanakkale’de bir araya gelen medya temsilcileri, akademisyenler ve hukukçular, gazetecilik mesleğinin itibarını korumak ve bilgi kirliliğini önlemek amacıyla yeni bir “Medya Meslek Yasası” çıkarılması ve bu yasa kapsamında “Medya Meslek Birliği”nin kurulması için detaylı bir yol haritası belirledi. Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) öncülüğünde, Çanakkale’de düzenlenen “Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu Marmara Bölge Çalıştayı”, Türk basınının yapısal sorunlarına derinlemesine neşter vurdu.
“Türk Basınında Öz Denetim Eksikliği;
Yargı Yoluyla Müdahale ve Devlet Denetimi Baskısı Oluşturuyor”.
Türkiye’deki basın ekosisteminin demokratik standartlar açısından kilit bir eşikte olduğunu belirten Gürel, dezenformasyon ve hakikat sonrası kaosun, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını elinden aldığını ifade etti.
“Türk basınında bir öz denetim mekanizmasının yokluğu salt bir meslek sorunu değil, doğrudan bir millî güvenlik ve kamu güvenliği meselesidir” diyen Gürel, 15 Temmuz darbe girişimi ve 6 Şubat depremleri sonrasında yayılan asılsız haberleri örnek göstererek, kritik dönem anlarında denetimsiz medyanın paniği körükleyen bir araca dönüşebileceğini hatırlattı. Kurulacak bir meslek birliğinin, bilginin doğruluğunu garanti altına alarak kamu düzenini koruyan en stratejik sivil mekanizma olacağının altını çizdi.
Saha kendi iç disiplinini sağlayamadığından, ortaya çıkan boşluğun genellikle kamu otoritesinin sert yasal düzenlemeleri ile doldurulduğunu belirten Gürel: “Bu da basın özgürlüğünün ‘denetim’ adı altında kısıtlanmasına ve sansür mekanizmalarının meşrulaşmasına kapı aralamaktadır. Bugün basının yaşadığı ve Basından yaşanılan sıkıntıların nedeni iletişimin gelişmesi, dijital mecraların yaygınlaşması ile beraberinde halihazırdaki yasanın gelişmelerin gerisinde kalması ve basında öz denetimi sağlayan, Barolar Birliği gibi bir Meslek Birliğinin olmamasıdır. Bu güçlük farklı şekillerde, farklı siyasi görüşler iktidardayken dün vardı, bugün var, iktidardaki siyasilerin keyfi tasarruflarından bağımsız yeni bir Medya Meslek Yasası ve bu yasa ile bir öz denetim mekanizması oluşturulmadığı takdirde yarın da olmaya devam edecektir. Bugün iktidarın Basına karşı tutunduğu tavırdan şikayet edenler de, Basının iktidara karşı tutunduğu tavırdan şikayet edenler de dün bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapmayanlardır” aktardı.
Toplumsal Kutuplaşmanın Derinleşmesi.
Öz denetimden yoksun bir medyanın toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine yol açtığını, bireysel hak ve özgürlüklerin ihlali ile güvenirliğini ve “dördüncü kuvvet” olma işlevini yitirdiğini, bu yüzden de demokratik denetim mekanizmalarının büyük ölçüde zarar gördüğünü belirten UBK Başkanı Gürel; “Öz denetim, basının münhasıran ‘kendini koruması’ değil, halkın haber alma hakkını ‘kirli bilgiden ve baskıdan koruması’ demektir. Bu mekanizmanın yokluğu, medya etiğini tamamen piyasa koşullarına veya siyasi konjonktüre terk etmek riskini taşır. Öz denetim mekanizması dahası, gazeteciyi cezalandıran bir sopa da değildir. Aksine gazeteciyi etik dışı çalışmaya zorlayan patrona veya siyasi güce karşı koruyan da bir güvencedir” beyan etti.
Uluslararası Basın Konfederasyonu Genel Başkanı Şakir Gürel, konuşmasını şöyle tamamladı: “Öz denetim mekanizması, bilgi akışının üzerine kurulan bir “emniyet kemeri” gibidir. Bu kemer bağlanmadığında, toplumsal her sarsıntı bir felakete dönüşme potansiyeli taşır. Öz denetim mekanizmasının eksikliği, münhasıran bir etik sorunu değil, bunalım anlarında toplumu manipülasyona açık hale getiren bir milli güvenlik açığıdır. Kurulacak bir Medya Meslek Birliği, bilginin doğruluğunu garanti altına alarak kamu düzenini koruyan en stratejik sivil mekanizma olacaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği, ister lise mezunu, ister lisans mezunu, isterse üniversite mezunu olsun, Medya Meslek Akademilerinde akademik formasyon almadan veya herhangi bir mesleki formasyon almadan “Gazeteci” ünvanı ile çalışamayacak, gazetecilik yapamayacaktır.
Uzman Görüşleri ve Değerlendirmeler
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği, Mesleğin etik kurallarını ve standartlarını belirleyecek, her aklına esenin veya sermaye sahibinin medya patronu olduğu, her eline akıllı telefon alanın gazeteciyim diyebildiği bir liyakatsizliği ve seviyesizliği ortadan kaldıracaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği gazetecilerin, basın organlarının vergi mükellefi olurlarken Ordu’da Madeni eşya ve sanatkarlar odasına, Bursa’da elektronikçiler odasına, Şanlıurfa’da aktarlar odasına kayıt olma garabeti yerine, kendi meslek odalarına/birliklerşine kayıt olmalarını sağlayacaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği, gazeteciliğin; yapacak başka bir işi olmayanın veya her isteyenin yapabildiği herhangi bir iş değil, itibarlı bir meslek olmasını sağlayacaktır.
“700 Yıl Boyunca Ekmeğe Standart Getirmeyi Başaran Bir Coğrafyada, Gazetecilere Bir Birlik Kurmayı Başaramamak Kabul Edilebilir Bir Vaziyet Değildir”.
Çalıştayda söz alan 25, 26 ve 27. dönem Kars Milletvekili, gazeteci ve yazar Ayhan Bilgen, meslek etiği ve standartlarının oluşturulması konusunda tarih yazacak bir referans paylaştı. Anadolu’da 700 yıl ayakta kalmış “Ahilik” teşkilatını hatırlatan Bilgen, bu mekanizmanın geçmişte üreticiyi ve tüketiciyi koruyan standartlar getirdiğini ifade etti.
Bilgen, “700 yıl boyunca bu coğrafyada ekmeğe standart getirmeyi başarıp, bugün habere, bilgiye, veriye standart getirememek kabul edilebilir bir vaziyet değil” diyerek sektörün kendi akreditasyon sistemini kurmasının zorunluluğuna göze çarptı. Dahası Türkiye’nin etrafındaki çatışma bölgelerine işaret ederek, doğru bilgiye erişimin aynı zamanda bir güvenlik ve beka sorunu olduğunu savundu.
Sonraki Adımlar
Gazeteciliğin Kurumsal Dönüşümü ve Medya Meslek Akademisi.
UBK Yönetim Kurulu Üyesi Gazeteci Yazar Mustafa Alyaz, genç iletişimcilere seslenerek teorik eğitimin sahada pratikle desteklenmesi gerektiğini öncelikle vurguladı. Yakın zamanda faaliyete geçen Demokrasi ve Kamuoyu Haber Ajansı’nın genç yeteneklere kapı açacağını belirten Alyaz, gazeteciliğin salt bir meslek değil, entelektüel bir aydınlanma çabası olduğunu ifade etti.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve UBK Marmara Medya Çalıştayı Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayşe Elif Emre Kaya ise projenin üç temel hedefini vurguladı. Bunların hukuki altyapının güçlendirilmesi, mesleki standartların oluşturulması ve medya ekonomisinin sürdürülebilirliğinin sağlanması olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, mesleğe giriş standartlarının belirlenmesinin aciliyetini ifade etti.
Prof. Dr. Kaya, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi ile imzalanan protokolle kurulacak “Medya Meslek Akademisi”nin önümüzdeki eğitim yılına yetiştirilmesini beklediklerini, adı geçen akademinin sektörel liyakati artıracağını ifade etti.
Ekonomik Bağımsızlık Olmadan Özgürlük Sağlanamaz.
Çalıştayın ikinci gününde “Öz Denetim Mekanizmaları” üzerine bir sunum yapan UBK Koordinasyon Kurulu Üyesi Turgay Sözen, kurulacak meslek birliğinin kurumsal bağımsızlık, mali şeffaflık ve etik denetim kapasitesi olmak üzere üç temel ilkeye dayanması gerektiğini aktardı. Sözen, dijital telif hakları meselesinin sadece ekonomik değil, etik bir gündem maddesi olduğunu ısrarla ifade etti.
Merak Edilen Soruların Yanıtları
UBK Hukuk Müşaviri Avukat Fatma Saçak Akbulut ise basın mensuplarına haklarını yasal zeminde aramaları çağrısında bulundu. Etkin bir basının demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu belirten Av. Akbulut, gerektiğinde meslek örgütlerinin pasif eylemsizlik gibi eylemsel haklarını kullanarak sistemi çözüme zorlaması gerektiğini ifade etti.
Temsil Yeteneği ve Mesleki Deformasyon Tehlikesi.
Çalıştayın en dikkat çeken bölümlerinden biri İletişim Uzmanı ve Eğitmen Ebru Gonca Türk’ün “Mesleki Deformasyon ve Önlemenin Yolları” başlıklı sunumu ortaya çıktı. Gonca Türk, gazetecilerin mesleki ve kurumsal temsil süreçlerinde yaptıkları temel hatalara ayna tuttu.
Resmi ziyaretlerde temsil yeteneğinin ön planda olması gerektiğini belirten Gonca Türk, telefon kullanımı, kılık kıyafet ve ikili diyaloglardaki laubaliliklerin mesleki itibarı zedelediğini dile getirdi. Katılımcı gazetecilerin de öz eleştiri yaptığı oturumda, kurumsal muhataplardan saygı görmek için öncelikle bireysel profesyonelliğin korunması gerektiği konusunda fikir birliğine varıldı.
Yerel Medyanın Çöküşü ve Güç Birliği Çağrısı.
Anadolu yerel medyasının içinde bulunduğu ekonomik çıkmaz, çalıştayda geniş yer buldu. İnternet Gazetecileri Federasyonu Başkanı Mesut Demir, son 5 yılda Basın İlan Kurumu (BİK) uygulamaları ve artan vergiler nedeniyle yerel basının can çekiştiğini, yerelde gazetelerin birleşmeye zorlanarak onlarca gazetecinin işsiz kaldığını izah etti.
Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir ve Dijital Medya Federasyonu Başkanı Bahtiyar Kahveci de mesleki dağınıklığın sektöre zarar verdiğini belirterek tek çatı altında toplanma çağrısı yaptı. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca ise internet yasasının siteleri daha da zor duruma düşürdüğünü, sahte kadrolarla basın kartı dağıtılmasının önüne geçilmesi gerektiğini ısrarla beyan etti.
Ulusal Basın Ajansı (UBA) Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yaman da çalıştayın köklü bir dönüm noktası olduğunu ve mesleki sorunların çözümünde duayen isimlerin rehberliğinin önemine öne çıktı.
Öğrencilerin Gelecek Kaygısı ve Sektörel Uçurum.
Çalıştayın soru-cevap bölümünde söz alan iletişim fakültesi öğrencileri, sektördeki karamsar tabloya ve staj bulma zorluklarına göze çarptı. Bir öğrencinin teorik eğitim ile pratik arasındaki uçurumu sorması üzerine Prof. Dr. Elif Emre Kaya, kurulacak Medya Meslek Akademisi’nin bu boşluğu dolduracağını ifade etti.
Öğrenci Gülce Kaplan’ın, akademinin 4 yıllık lisans eğitimini itibarsızlaştırıp itibarsızlaştırmayacağı yönündeki endişesine yanıt veren Prof. Dr. Kaya, akademinin lisans eğitiminin alternatifi olmadığını, salt sektörel pratik oryantasyonu sağlayan bir “ön kontrol” mekanizması olacağını nakletti.
Bir diğer öğrencinin basın özgürlüğü ve kısıtlamalar hakkındaki sorusuna ise Kaya, “Özgürlük, kurumsal bir yapıyla desteklendiğinde değer kazanır. Amacımız gazeteciyi kaotik düzensizlikten koruyacak kurumsal bir zırh oluşturmaktır” yanıtını verdi.
Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu Bağlamında UBK MARMARA BÖLGE ÇALIŞTAYI, Türkiye’nin 7 bölgesinden gelen 100’e yakın gazetecinin Çanakkale Savaşları Gelibolu Geçmişe dayanan Alanı’nı ziyaretleri ile son buldu.
Konu, kamuoyunun gündemindeki önemini korumaya devam ediyor.


