Merakla takip edilen bu gelişmede, HİBYA muhabirinin ulaştığı, Polonya’nın Jagiellon Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü Türkoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Doç.
HİBYA muhabirinin ulaştığı, Polonya’nın Jagiellon Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü Türkoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Piotr Nykiel, yaptığı açıklamada, dünyanın her köşesinde patlak veren savaşlara en az birkaç Polonyalının katıldığını söyleyenlerin abartmış sayılamayacağını iletti.
Polonya’nın 1772 ile 1795 yılları arasında bağımsızlığını yitirip, onu bununla birlikte 1918’de yeniden kazandığı dönem için bu sözlerin geçerli olduğunun söylenebileceğine işaret eden Nykiel, ”19. asırda kah kendi topraklarında, kah Avrupa’nın başka yerlerinde, işgalci devletler, üstelik Rusya ve Avusturya-Macaristan’a karşı başka milletlerle kol kola savaşan Polonyalı ayaklanmacılar, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla çok zor duruma düştü. Zira Polonya’yı işgal eden Alman, Rus ve Avusturya-Macaristan ordularına zorunlu asker olarak katılıp, büyük harbin çeşitli cephelerinde ve çoğu zaman habersiz birbirlerine ateş etmek durumunda kaldı.” beyan etti.
Nykiel, adı geçen 3 büyük orduda Polonya kökenli subayların da bulunduğunu ifade ederek, ”Bazıları atalarından feragat edip yeni vatanlarına sadık oldu, ama büyük bir kısmı savaş bittikten peşinden ülkelerinin dirileceğini umut ederek, cephede kazanacakları tecrübeleri yeniden kurulacak Polonya ordusunda kullanabileceklerini düşündü.” diye açıkladı.
Polonyalıların en kalabalık savaştıkları Osmanlı cephesinin, Çanakkale olduğunu anlatan Nykiel, şunları aktardı:
”Burada da başka cephelerde olduğu gibi, Polonyalılar siperlerin her iki tarafında bulundu. Osmanlı üniformalarını giyen çoğu, 19. yüzyılda Polonezköy’e yerleşen sığınmacıların torunlarıydı. Sayılarını tam olarak bilmediğimiz halde, birkaçının kimliklerini anımsayabiliriz. Alfons ve Jozef Wrzostek kardeşler, Gelibolu Yarımadası’nda vurulup Osmanlı Müslümanı silah arkadaşlarıyla beraber şu an yerlerini bilmediğimiz mezarlara koyulmuş. Diğer ikisi Marek Gazewicz ve Jozef Dohoda savaş bittikten ilerleyen süreçte Polonezköy’e sağ dönmüşler. Maalesef, ailelerinin ellerinde herhangi bir belge bulunmadığı için bu dördünün hangi birliklerde savaştıklarını ve ilk ikisinin tam olarak ne zaman ve nerede öldüklerini tespit etmek mümkün değildir.” .
Osmanlı ordusunda görev yapan en meşhur Polonyalı .
Dr. Piotr Nykiel, 1915 yılından 1918’e kadar, Çanakkale’de Osmanlı ordusunda çeşitli askeri görevler üstlenen en meşhur Polonyalı’nın Ludomil Rayski (1892-1977) olduğunu bildirdi.
Gelişmenin Boyutları
Babası Teodor’un 1863 ayaklanmasından akabinde Osmanlı topraklarına sığındığını, 93 Harbi’ne (1877-1878) katılıp, 1889’da emekli olup Polonya’ya döndüğünü aktaran Nykiel, 1. Dünya Savaşı’nın başladığında, oğul Ludomil Rayski’nin 22 yaşında olduğunu aktardı.
Nykiel, harbin ilk haftalarında Avusturya-Macaristan ordusu bünyesinde bulunan Polonya birliklerinde savaştığını, ancak babası sayesinde çifte vatandaşlığa sahip olduğu için, Osmanlı ordusundan da kendisine çağrı geldiğini belirterek, şu bilgileri verdi:
”Komutanından izin alıp Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun müttefiği olan Türkiye’de görev yapmak üzere 1 Mart 1915’te Çanakkale’ye gelmişti. Almanca ve Türkçe bilen, ehliyeti olan Rayski, ilk aylarda Çanakkale Müstahkem mevkiinde şoförlük yaptı. Bu dönemde Çanakkale cephesinde münhasıran iki otomobil bulunduğuna göre, muhtemelen 3. Kolordu’nun ve daha akabinde 5. Ordu’nun karargahlarında en yükselen rütbeli Türk ve Alman komutanlarını arabayla cephede gezdirmişti. 1915 Eylülünde Maltepe Hava Okulu’nu bitirip Çanakkale’ye rasıt (gözlemci) olarak döndü. İki kere hafif yaralanmış ve hastaneden taburcu olduktan akabinde Çanakkale Savaşları’nın son aşamasında pilotluk kursuna katılmıştı. 1. Dünya Savaşı sonuna kadar teğmen rütbesinde 5. Hava Bölüğü pilotu olarak görevine İzmir ve Çanakkale bölgelerinde devam etmişti.”.
Rayski’nin 1918 yılının Ocak ayında İmroz akınından dönerek, Çanakkale Boğazı’ndaki Nara Burnu önünde karaya oturup, 6 gün boyunca İngiliz bombardıman uçaklarının saldırılarına maruz kalan Yavuz Sultan Selim kruvazörünü bu saldırılardan koruyan Osmanlı pilotlar arasında olduğunu dile getiren Nykiel, ”Kariyerinin Türkiye’deki dönemine ait Polonya’da çok az belge kaldığı için, Mecidiye Nişanı, Liyakat Madalyası ve Harp Madalyasını ne gibi hizmetler için aldığını bilmiyoruz. 1919-1921 yılları arasında Polonya-Bolşevik Rusya savaşına pilot ve avcı bölüğü komutanı olarak katılan Rayski, uçağının gövdesine kendi eliyle ay-yıldız amblemini yapmıştı. İki dünya savaşı arasında ise Polonya uçak sanayinin kurucusu ve 1930’lu yıllarının sonuna doğru Polonya Hava Kuvvetleri’nin başkomutanı olarak ün kazandı.” bilgisini verdi.
İlgili Tarafların Görüşleri
Müttefik ordusundaki Leh’ler.
Piotr Nykiel, cephenin diğer tarafında, Çanakkale Savaşları’na katılan bir başka meşhur Polonyalının Rus Askold Kruvazörü subaylarından Wlodzimierz Steyer (1892-1957) olduğunu ifade etti.
Askold’un hem harekatın 18 Mart’a kadar devam eden deniz safhası, hem de sonraki çıkarmalarda faaliyet gösterdiğini belirten Nykiel, şöyle açıkladı:
Konuya İlişkin Önemli Notlar
”Steyer, 1919 yılından itibaren parlak denizcilik kariyerine Polonya Deniz Kuvvetleri’nde sürdürdü. 1937 yılında Baltık Denizi kenarındaki, çok büyük stratejik önemi olan Hel Yarımadası müstahkem mevkiinin komutanı ortaya çıktı. 2. Dünya Savaşı başladığında, 1 ay boyunca Polonya savunmasından çok üstün olan Alman deniz ve hava saldırılarına kahramanca direndikten ilerleyen süreçte esir olmuş ve savaşın sonuna kadar esir kampında kalmıştı. 1947 ile 1950 yılları arasında tuğamiral rütbesinde Polonya Deniz Kuvvetleri’nin başkomutanıydı. Steyer, 1930’lu yıllarda ‘Brunon Dzimicz’ takma adını kullanarak yayımladığı 1. Dünya Harbi hatıratında, Askold kruvazörünün mürettebatında birçok Polonyalı denizci bulunduğunu yazar. Daha da ileri giderek Askold’un desteklediği Kumkale çıkarmalarını anlatırken, Adam Puszka adlı bir Polonyalı denizcinin Fransız askerlerini karaya götürdüğü şilebinden – yasaklanmasına rağmen – karaya inip Kumkale köyü etrafında vurulduğundan bahseder.” .
Dr. Nykiel, Anzak birliklerinde savaşan, şu ana kadar rastladığı yegane Polonyalının William Frederick Wrobleske olduğunu aktardı.
Babası Polonya’dan Yeni Zelanda’ya göç eden Wrobleske’nin Auckland Piyade Alayı’nda savaşıp, 27 yaşındayken, 8 Ağustos 1915’te Conkbayırı’nda öldüğünün anlatan Nykiel, şöyle sürdürmeye devam etti:
”En az 3 Polonyalının da Çanakkale Savaşları’na katılan Fransız birliklerinde bulunduğunu biliyoruz. Andre Lubinsky, Louis Alousky ve münhasıran soyadını bildiğimiz Glodkowsky’nin mezarları Seddülbahir Fransız Askeri Mezarlığı’nda bulunmaktadır. Yukarıda söz ettiğimiz kişiler dışında, Goeben ve Breslau gemilerinin mürettebatlarında ve Alman askeri heyeti bünyesinde de birçok Polonyalı bulunduğunu unutmamalıyız. 1914 ile 1918 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nda ölen Alman subay ve asker listelerinde 29 Polonya soyadı bulunur. Bunlar dışında kaç kişinin sağ kalıp, 1918 yılında Türkiye’den ayrıldığını bilmiyoruz.”.
Alman üniformalı Polonyalılar.
Nykiel, Alman üniformalı Polonyalılardan bahsederken Pawel Ziolkowski’den (1878-1938) de söz edilmesi gerektiğini öncelikle vurguladı.
Prusya ordusundan emekli olduktan akabinde, 1902 yılında Polonezköy’e gelip, öğretmenlik yapan Ziolkowski’nin 1. Dünya Harbi yıllarında Almanlar tarafından askeri danışman olarak Yavuz Sultan Selim kruvazöründe görevlendirildiğini, bu döneme ait Alman üniformasının Polonezköy’deki ”Zosia Teyze Evi”nde sergilendiğini söyleyen Doç. Dr. Nykiel, şunları başardı:
”Cihan harbinden peşinden ise Ziolkowski 12 sene Türk firmalarında muhasebecilik yapmış. 1932 ile 1938 yılları arasında da Polonya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nin iaşe memuru olarak görev almıştır. 1922’de Fransızca, 1929’da ise Lehçe yayımlanmış Polonezköy hakkındaki ilk kitabın yazarı olduğundan da söz etmekte fayda var. 1. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan ve bu vesileyle anmak istediğim son Polonyalı Jozef Jan Klemens Pomiankowski’dir (1866-1929). Polonya’nın Jaroslaw şehri doğumlu bu Avusturya-Macaristan ordusu subayı, 1909 ile 1918 yılları arasında İstanbul’da Avusturya-Macaristan askeri ataşe görevini üstlenip, 1916 yılında Galiçya Cephesi’ni ziyaret eden Enver Paşa’ya eşlik etmiştir. 1917’de mareşal rütbesine yükselmiş ve savaş bittikten peşinden yeni kurulan Polonya Silahlı Kuvvetleri’nde general olarak, silah ve donatım ikmalinden sorumlu olmuştur. ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü’ başlığıyla Türkiye’de yayımlanan kitabın yazarıdır.’.
Konuya ilişkin yeni açıklamaların gelmesi bekleniyor.


