Merakla takip edilen bu gelişmede, Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesine ait olan ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konmak istenen Meslek Fabrikası binasını, çalışanları anlattı.
Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesine ait olan buna karşın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konmak istenen Meslek Fabrikası binasını, çalışanları izah etti. İş yerlerine giremeyen çalışanlar “Burası İzmir’in umuduydu, yaşananlar kentin geleceğine kilit vurulmasıdır” ifade etti.
İZMİR (İGFA) – İzmir’de binlerce kişiye, sektörün ihtiyaç ve taleplerine uygun eğitimler veren Meslek Fabrikasında Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden yaşanan tahliye süreci, bir kamu binasının mülkiyet hakkını olduğu kadar çalışanların emeklerini de gündeme getirdi.
Halkapınar’daki tarih yazacak binanın belediyeden alınması, personel vekursiyerler başta olmak üzere kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı. Tahliye sonrası ilk kez konuşan çalışanların kimi gözyaşını tutamadı kimi cümle kurmakta zorlandı. Binanın önemini anlatırken hepsinin söylediği ortak sözler şunlardı: “Burası tek başına bir bina değil! İzmirlinin umudu. Kendi evimiz gibi kurduk, şimdi karşıdan bakıyoruz.”.
Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü kurulmadan belediyede mesleki eğitimler verdiklerini anlatan satın alma personeli Sema Boyacıoğlu Arıcan, “Burası 2008 yılında projeydi. İzmir’in farklı noktalarında ücretsiz kurslar veriyorduk. 15 yaşını doldurmuş herkes eğitim alabiliyor, Milli Eğitim sertifikasıyla iş bulabiliyordu. 2015-2016’da müdürlüğe dönüştü” beyan etti. Binanın her sürecinde var olduğunu belirten Arıcan, “İnsan evini nasıl kurarsa burayı öyle kurduk. Ekipmanlar, sınıflar, laboratuvarlar, her şeye emek verdik. Fabrikasyon laboratuvarı kurduk. 3,5 milyonluk projeler yaptık. Şimdi emeğimize uzaktan bakıyoruz” söyledi.
Öne Çıkan Noktalar
Belediyede 2006 yılında bilgisayar öğretmeni olarak çalışmaya başlayan, 20 yıldır mesleki eğitim projelerinin içinde olan Gülcan Üçfidan, kuruluşundan beri Meslek Fabrikası personeli. Eğitimleri nasıl şekillendirdiklerini anlatan Üçfidan, “Kadınların, gençlerin hayatı değişiyor, biz bunun peşine düştük. Türkiye’deki, dünyadaki örnekleri araştırdık. Üniversitelerle, odalarla, meslek liseleriyle iş birlikleri yaptık. Sıradan bir kurs merkezi değil, Türkiye’de örneği olmayan bir model” beyan etti.
Meslek Fabrikasının iş arayanla işvereni ücretsiz buluşturduğunu, kursların sektörün ihtiyaçlarıyla şekillendiğini belirten Üçfidan, proje yöntemini şöyle dile getirdi: “İzmir’in ihtiyaç duyduğu sektörleri belirliyoruz. İşkur verilerine bakıyoruz; sanayi, turizm, sağlık sektörleri ne istiyor, ona göre eğitim açıyoruz. Direkt işe dönüşen eğitimler verdik. 3 boyutlu yazıcılar, lazer kesiciler gibi yurt dışından eğitimler benimsendi. İnsanlar sıfırdan başlayıp yetkili hale geldi. Mesleki yeterlilik belgesi Türkiye’de büyük sıkıntı. O belgeyi aldıracak sistemi kurduk. İş arayanla işvereni ücretsiz buluşturuyoruz. Bugün özel platformlar para karşılığı yapıyor.”.
İlgili Tarafların Görüşleri
“EVİMİZİN KAPISINDAN GİREMİYORUZ”.
Satın alma personeli Şule Alpsoy ise şunları dile getirdi: “İzmir’in her yerinde çalıştık, Karabağlar’da, Çiğli’de, Çamdibi’nde ama burası merkezdi. En kolay ulaşılan yerdi. Kimse kurslara bir kuruş ödemedi. İpliğinden ununa kadar her şey sağlandı. Kursiyer tek başına öğrenmeye odaklandı. Şimdi çalıştığımız yere giremiyoruz, eşyalarımızı bile alamıyoruz. Salt bir iş yeri değil ki burası bizim evimizdi. Aile gibiyiz. Bu, İzmir halkına yapılan büyük bir haksızlık.”.
Öne Çıkan Diğer Gelişmeler
Son günlerde 1000 KİŞİ İŞ SAHİBİ Vuku buldu.
“Bir anne olarak söylüyorum; bu, İzmir’in geleceğiydi” diyen satın alma personeli Gülüzar Karaköse, Halkapınar’daki binayı küçük bir kadroyla kurduklarını dile getirdi. “Şu an yüzlerce kişilik bir yapıdan bahsediyoruz. İş bulanların sayısı arttıkça çok mutlu oluyoruz. Çocuğum üniversiteyi bitirse bile böyle bir yerde ücretsiz eğitim alabilmesi büyük güvenceydi. İnsanlar aşçılık, muhasebe öğrendi, barista meydana geldi, iş kurdu. Salt yakın zamanda bile bin kişi iş hayatına kazandırıldı” diye aktardı. Muhasebe eğitmeni Zehra Demir de eğitimlerin insanların hayatlarına dokunduğunu bilhassa aktardı; “Hiç muhasebe bilmeyenler eğitim alıp işini kurdu. Kurumsal firmalarda işe giren yüzlerce insan var” diyen Demir, bir eğitimci olarak bu şekilde kapatılmayı kabul etmediğini paylaştı.
“Mahmut Hoca kadar gururluydum”.
Meslek Fabrikası Halkapınar binasının son İngilizce dersini çimlerin üzerinde veren, Türk sinemasının efsanevi karakteri, “Okul her yerdir” diyen Mahmut Hoca’ya benzetilen usta öğretici Orkun Tüfenk de “Eğitime engel olunamaz” belirtti. Kemalpaşa’dan Çiğli’ye pek çok ilçedeki Meslek Fabrikası kurslarında yüzlerce kursiyere ücretsiz İngilizce öğreten Tüfenk, Halkapınar’daki binanın bir simge, bir yuva olduğunu ifade etti. Tüfenk, “Eğitim ve istihdamın bir arada olduğu örnek bir projedir Meslek Fabrikası, bu bina da bizim yuvamız. Bu meselenin ideolojilerden bağımsız düşünülmesi gerekir. Kurslarımız ücretsiz, çok gereksinim var, yetişemiyoruz. Bu seviyede İngilizce eğitimi çok maliyetli. İzmir’in pek çok ilçesine gidiyoruz; Özdere, Bayındır, Ödemiş, Kemalpaşa gibi yerlerde de ulaşıyoruz. Geliri olmayan gençler, emekliler, kadınlar için bu kurs çok kıymetli. Bunların önünün kesilmesi İzmir halkına yapılan bir kısıtlamadır. Son dersimizi de simgesel olarak abluka altındaki binamızın önünde yapmak istedik. Hababam Sınıfı sahnesini hatırlattı herkese, eğitime engel konamaz, dedik. Bu duruşa katkı koyduğumuz için gurur duyduk. Çok kıymetli ve özel bir karakter olan Mahmut Hoca’ya benzetilmek çok güzel, Mahmut Hoca kadar gururluyum. Eğitimin her şeyd.
Konuya ilişkin yeni açıklamaların gelmesi bekleniyor.


